Bu yazıyı ne zamandır yazmak istememe rağmen bir türlü elim değmediği için yazamamıştım.Bir kahvekolik olarak da yazmasam cidden ayıp olurdu.Ben ki günlük 4-5 kupa kahve tüketen biri olarak daha fazla bekleyemedim bu yazı için.Kahve deyince orda bir duracaksın.Bu durum çok eski zamanlara dayanan bir gelenek,bir ağız tadı bizde aslında…Kahvaltı sözcüğünün de kahve öncesi yenilen yemek olduğunu düşünürsek eğer,fazlaca eskiye dayanır kahve bizim kültürümüzde.Eski... Read→
Yakın bir arkadaşımın ağzından… “Ya ne zamandır kafamda takılan bir soru vardı” ümit dedi bana.Başladı anlatmaya.Her gün o kalabalık caddeden geçerken büyük bir marketin kenarında yaz kış demeden sürekli oturan sessiz sedasız bir teyze varmış.Teyze dilenci gibi görünmeyen,bu yüzden de insanların fark etmediği biriymiş.Ne kimseye el açar,ne bir şey ister,ne de gelenin geçenin gözünün içine bakarmış acınılası bir halde.Ama bir şekilde bizimkinin dikkatini... Read→
Her iskeleden maviyi seyretmekti benim aşkım.Başka başka iskelelerden başka denizleri seyretmek,aslında denizin kendisi seyretmek her seferinde yaşama döndürüyordu beni. Şimdiye kadar çok defalar düşmeme rağmen o iskelelerden aşağı asla vazgeçmemiştim can veren mavilikten.Ona bakarak büyütürdüm her zaman içimdeki hayalleri.Mavisine verirdim ruhumu,gizlerdim içimde.Ama son kez iskeleden baktığım zaman bir kez daha düştüm mavinin içine.Bu defa ayaklarım yere ulaşmadı.Çırpındım,bir... Read→
Bazen hayatta ölmeden yapmak istediği şeyler olur insanın.Bazı şeylerin rüyası kalır zihinlerde.Kimi zaman bir kitap olur okunası,ya çılgınca bir şey, ya da bir mekan olur içten içe özlenen. Bu liste benim için uzar da uzar.Ama geçenlerde hayatımda en çok istediğim şeylerden birini gerçekleştirdim.Şimdiye kadar resimlerinden gördüğüm her gördüğümde iç geçirdiğim,bir gün bende sana geleceğim dediğim yerdi orası. İstanbul aşığı olmak onu hissetmek farklı... Read→
Bir vesileyle başlar her şey bu hayatta.İşte bu sözle başladı bizim dostluğumuz bundan birkaç ay önce.Birkaç ay önce gibi gözüken,ama seneleri beraber devirmişcesine hissetiren bir dostluk bizimkisi. En kötü günlerimden bir düzine gün yaşadığım sıralarda bir vesile ile hayatıma girdi bu kişi.Yılların insanları yozlaştırdığı,duyguların ve düşüncelerin söylenilmeye korkulup aklın içine hapsedildiği bu günlerde aklıma gelebilecek en son şey hayata bakış... Read→
Bir avuç kar tanesiydi küçükken ellerimi dolduran.Hissetmezdim soğuğu hiçbir zaman.Üşümezdim de.O sihirli taneler yavaş yavaş yere inmeye başladığında,içimi tarifi mümkün olmayan bir mutluluk kaplardı.Yüzümde bir çocuğun en masum tebessümü belirirdi.Ve yalvarırdım hemen arkasından ne olur durmasın diye… Ben kar yağışını sevmeyen hiçbir çocuk tanımadım bu güne kadar.Karın yağması birçok çocuk için onu mutlu edebilecek en önemli şeylerden bir tanesiydi... Read→
Bilindiği üzere artık havalar iyice soğudu.Her tarafta kar ve yağmur var.Benim memleketimin, taşıta sahip olmayan çoğu insanı da,her gün evine,işine giderken kötü hava şartlarıyla boğuşmak zorunda kalıyor. 2 gün önce yağmurlu bir günde Kabataş-Taksim hattı üzerinde kaldırımda yürüyorduk.Zaten yağan yağmurun bizi biraz ıslatması yetmişti üşümek için.Birden yanımızdan hızla geçen bir araba bizi dizlerimize kadar ıslattı.Hadi ya demeye kalmadı kafamızı... Read→
Bugün hayatımın 23 yılını geride bıraktığım gündür. İyisiyle kötüsüyle tam 23 sene tükettim bu yazıyı yazana kadar kendi kotamdan. Karlı bir kış günüymüş bana şimdiye kadar anlatılan. Daha önceleri beni bekleyen ailem ben doğduğum zaman benim öleceğimi düşünmüşler. Babaannem derdi hep “Afrikaları çocuklar gibiydin, bir deri bir kemik”.Bir hafta boyunca hastanede kaldıktan sonra eve getirmişler bir battaniyeye sarılmış halde. Bütün evde bir bayram... Read→





